YENİ PARTİ’NİN TEMEL İLKELERİ
GİRİŞ
20.Yüzyılın ikinci yarısında yaşanılanlar, insanlığın, iki yüzyıllık aydınlanma ve özgürleşme birikimlerinden saparak Ulus-Devlet tabanlı siyasal yapıların ve yerel kültür dinamiklerinin tasfiye edildiği; acımasız ve insafsız bir sosyo ekonomik hegemonyanın dünyanın en ücra köşelerine kadar salındığı bir emperyal sürecin de ortaya çıkmasına yol açmıştır. Tekleştirici ve yok edici etkilerle kendini gösteren bu hegemonya, kapitalist sistemin salt ekonomik bir anlama indirgenmiş bir türü olarak tüm dünyaya dayatıldığı bir yeni dünya düzenini kurmayı hedeflemiştir. Tarihin sonunun geldiğini dahi iddia eden bu yeni yapı, medeniyetler arası çatışmayı meşru sayan haliyle, küreselleşme düşüncesinin, ilk anlamı olan “evrensel kardeşlik ve eşitlik” düşüncesinden uzaklaştığı ve böylesi bir insanlık idealini simgelemekten yoksun hale geldiği bir dönemi başlatmıştır.
Günümüz dünyası, bu küresel güçlerin, geçen yüzyıl ortalarında tarihten silindiği iddia edilen “Doğrudan Emperyalizm”e ait yöntem ve uygulamalar ile “egoist bir vurgunculuk ve talan düzenini” kurmak amacıyla insanlık ideal ve değerlerini acımasızca yok edişine şahitlik etmektedir. Bu yönüyle de uygulanmakta olan bu politikaların, gelişkin kapitalist ülkeler merkezinden yönlendirilen ve emperyalizm’in yeni bir formu olarak kendini gösteren bir kapsam barındırdığı açıktır. Ülkemiz de, maalesef dünya ölçeğinde yaşanan bu tehlikeli gelişmelerin kıskacı içine girmekten kendisini koruyamamıştır.
Yeniden yapılanma kuruluşları olan IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve GATT Anlaşması gibi küreselci basınç araçları, tek yanlı “yapısal uyum” programları ile Türk Devleti’nin ve anayasal kurumlarının, küreselci mantığın çıkarlarına uygun bir biçimde tasfiye edilmesi ve formülü belli tali bir anlama evrilmesi programını uygulamaya koymuşlardır.
Hatalı bir bütünleşme modeli olarak kendi içinde bile oldukça derin açmazlar yaşayan Avrupa Birliği gibi siyasi bütünlükler de; bu programın siyasal
baskı merkezleri olarak ulusal bütünlüğü eritici davranışlar geliştirmişlerdir.
Bu süreçte,
· Anadolu coğrafyasında yer alan tüm kültürel yapı, küreselci tek dilin ve tek kültürün tehdidi altındadır.
· Mustafa Kemal devrimleriyle karanlığa hapsedilen “gelenekçi ve anti-modernist” yapılar bu sürecin manivelası kılınmak amacıyla hortlatılmış; Türk modernleşmesinin toplumsal bir ucubeye dönüştürülerek “ılımlı” bir “vurgun ve talan” düzeni ile yer değiştirmesi hedeflenmiştir.
· Türk modernleşmesi kırılmış; toplumsal sistemin merkezinden çevreye doğru itilmiş; Anadolu aydınlanması sekteye uğratılmıştır.
· Türk Devleti’nin ulus-devlet odaklı kurumları, kendinden menkul çıkarlar etrafında hareket eden cemaat ve kişilerin saldırısına açık hale getirilmiş, bu cemaat ve grupların kadrolaşma talanına maruz bırakılarak bağımsızlıkçı ve ulusalcı perspektifleri zayıflatılmıştır.
· Mustafa Kemal’in başlattığı Anadolu ihtilalinin en temel dinamiklerinden birisi olan "kalkınmacı" ve “bağımsızlıkçı” gelişme pratikleri terk edilmiş; ülke ekonomisi, “tek yanlı yapısal uyum politikalarının” ve dolayısıyla küresel sermayenin hiç doymayan insafsızlıkları ile karşı karşıya bırakılmıştır.
· Yurt toprakları, uluslararası ilişkiler sisteminde dahi mevcut olmayan yöntemlerle yabancılara satılmaya başlanmış; ulus-devletin egemenlik alanları ve yetkinlikleri kısırlaştırılmıştır.
· Ülke kaynakları, küresel sermayenin işgali altındadır. Yerli girişimci, kirli ve haksız bir rekabetin acımasızlığına terk edilmiştir.
· Türk devleti, aidiyet bağları bozuma uğratılmak suretiyle bir çıkmaz içine itilmiş; toplumsal ve ulusal bireşimini oluşturan bağlar anlamsızlaştırılmaya başlanmış; kamu yönetimi etiği, hastalıklı, saydamlıktan yoksun, kayırmacı ve liyakata dayalı olmayan tek tip bir kamplaşmanın işgaline maruz bırakılmıştır.
· Türk devletinin sınırları, küreselci “sınırsızlaştırma ve sınırları aşındırma” stratejilerinin hedefi haline getirilmiştir.
· Devlet aygıtımızı var eden toplumsal ve siyasal yetkinliklerdeki “güçler ayrışması”, çoğunlukçu perspektiflerin baskısı altındadır. Hukuk devleti olmak ve yurttaşların hak ve istemlerini hukuk ölçeğinde “eşitlikçi” parametreler ile sağlamak olanaksızlaşmış; sosyal adalet ve barış, keyfi uygulamalar karşısında yok olma noktasına itilmiştir.
Böylesi bir ortamda, inşa edici bir siyasal hareket olarak ortaya çıkan Yeni Parti’nin Temel İlkeleri şöyledir:
1. YENİ PARTİ, TAM BAĞIMSIZLIKÇIDIR
Yeni Parti, ulusalcı ve tam bağımsızlıkçı bir perspektifi benimser. Emperyalizmin, sömürülmenin ve dünyayı tek kıblesi olan bütünleşmiş bir pazar olarak kurgulayan ekonomik tabanlı küreselleşme anlayışlarının karşısında durur. Uluslar arası ilişkiler sisteminin bir hegemonyal teklik etrafında odaklanmasını ve bu odağa ait tekil değerlerin evrenseli ifade etmesi yönünde dayatılan tahakküm ilişkilerini reddeder. Küreselleşmeyi, ideal anlamdaki haliyle, insanlığın eşit ve özgür olduğu, ötekileşmenin ve üstünleşmenin olmadığı bir dünya hedefi olarak benimser ve gözetir.
Yeni Parti, Mustafa Kemal’in tam bağımsızlık mücadelesine ve aydınlanma devrimine tüm benliği ile sahip çıkar. Cumhuriyetin kuruluş ruhunu parti siyasetlerinin temeline oturtur; Çumhuriyetçi’dir, Halkçı’dır, Devrimci’dir, Ulusalcıdır, Kalkınmacıdır ve Laiktir.
2. YENİ PARTİ AYDINLANMACIDIR
Yeni Parti, Mustafa Kemal’in aydınlanma devrimlerinin sürdürülmesini Türk toplumunun çağdaş uygarlık seviyesine çıkma mücadelesinde ve Türk insanının özgürleşmesi sürecinde vazgeçilmez sayar; aklı ve bilimselliği dışlayan, gerici ve dogmatik siyaset biçimlerini reddeder. Anadolu aydınlanmasının geliştirilerek sürdürülmesini, aklın ve insanın özgürleşmesini sağlamayı, toplumsal ilişkileri tahakküme dayalı bir yapıya dönüştürmeye çalışan mutlakçı, otoriter ve tümelci düşünce sistemlerine karşı durmayı, en temel yükümlülükleri arasında görür.
3. YENİ PARTİ EŞİTLİKÇİDİR
Yeni Parti, eşitsizliklerin büyük bir çoğunlukla TOPLUMSAL nedenlerden kaynaklandığına inanır ve bu boyutuyla da eşitsizlikleri “çözülebilir” kabul eder. Yeni Parti, bu bakışı ile, eşitsizliklerin kaynağını “doğal” nedenlere bağlayan ve bu nedenle “eşitsizliklerin giderilemezliği” merkezinden hareketle “üstünleştirici” siyasetleri benimseyen ve üreten ideolojiler ile yollarını ayırır.
Özellikle, mevcut uluslararası ilişkiler sisteminin gelişkin kapitalist ülkeler merkezinden şekillendirildiği ve bu suretle bu merkezin dışındaki toplumsal yapıların zorlu bir bırakışmaya ve dönüşmeye maruz bırakıldığı bir düzlemde, bu hakimiyeti dengeleyici bir karşı unsurun siyaset düzleminde yer almasını sağlıklı bir siyaset ilişkileri sistemi için zorunluluk olarak görür. Hala "daha eşit ve daha yaşanabilir" bir dünya için mücadele edilmesi gerektiğine ve ulusalcı yurtsever perspektiflerin bu süreçte “uzun bir yapılacaklar listesi” ile önemli rolleri olduğuna inanır.
Yeni Parti, toplumun sürekli biçimde ürettiği eşitsizlikleri gidermek ve buna bağlı tahakküm ilişkilerini tasfiye etmek gibi bir işlevi üstlendiğine inanır. Küreselleşmeci vahşi kapitalist dünya düzeninin, insan ilişkilerinde yarattığı “öteki”, “diğeri”, “sınıf”, “kast”gibi ayrımlaştırıcı ve yabancılaştırıcı formları benimsemez. Türk toplumunun “eşitlik” merkezinde ciddi bir anayasal yapılanma ile donatılmasını bunun hukuki temellerinin oluşturulmasını toplumsal barış açısından önemli kabul eder. Etnik ve dini farklılıkları Türk toplumunun zenginliği olarak benimser. Temel hak ve özgürlüklere çoğulcu bir perspektiften bakmayı ilke edinir; eşit ve özgür olma hakkını en yüce hak, en yüce yurttaş beklentisi olarak kabul eder, vazgeçilmezi sayar.
Yeni Parti, erkek egemenliğine dayalı bir toplumsal sistemi reddeder; Kadın-erkek ilişkilerinde cinsler arası eşitliği vazgeçilmez hedeflerinden birisi olarak görür, kadınları toplumsal yaşamda ikincil rollerde tanımlayan tüm yaklaşımları reddeder; yaşamın her alanında kadın üzerinde uygulanmakta olan sömürü, dışlama ve ezme uygulamalarına karşı kadınların özgürleşme mücadelesine katılır; kadın-erkek ilişkilerinde ve kadına ait her türlü toplumsal rolde aydınlanma ve eşitlik temelinde politikalar üretmeyi çok önemli bir gerek sayar.
Yeni Parti, adil paylaşımı toplumsal barış ve refah için olmazsa olmaz sayar; toplumsal iş bölümünde ayrıcalık ve kayırmaları reddeder; fırsat eşitliğindense eşit olanakların sunulmasını adil bir gelecek hedefi olarak görür; her yurttaşın toplumsal iş bölümünde din, dil, etnik köken, cinsiyet, cinsellik ve yaş gibi ölçütlere bakılmaksızın eşit haklarla rol almasını ve toplumsal iş bölümünde “uzmanlaşma” ve “liyakat” sisteminin öne çıkarılmasını savunur; devletin toplumsal adaleti ve güvenceyi her yurttaşına eşit koşullarda ve kapsamda sağlama yükümlülüğünün yaşamsal amaçlarından birisi olduğuna ve toplumsal güvenlik hizmetlerinin geliştirilmesinde asli roller üstlenmesinin gerekliliğine inanır.
Yeni Parti, yurttaşlarını, toplumsal yaşamı fayda/zarar saplantısı ve egoist bireycilik anlayışı ile ölçeklendiren, toplumsal ilişkilerin belirlenmesinde insani değerlerden uzaklaşmış, kâr odaklı uygulamalar üreterek toplumsal ilişkileri, çevre ve doğayı tahrip eden vahşi kapitalist politikaların insafına terketmemeyi bir siyasal parti olmanın en temel gereklerinden birisi olarak görür.
4. YENİ PARTİ ÖZGÜRLÜKÇÜDÜR, ÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASINI ve SİYASAL ÇOĞULCULUĞUN YAYGINLAŞTIRILMASINI SAVUNUR, ÇOĞULCU KATILIMI ÖNEMSER
Yeni Parti, benimsediği siyaset süreçleri ile yurttaşlara nasıl mutlu olacaklarını söylemeyi, göstermeyi hedeflemek yerine, hukukun gözettiği bir kapsamda, yurttaşların mutluluğu bulmalarını sağlayacak ortamın ve çevrenin yaratılması için çalışılması gerekliliğine inanır. Bu nedenle, toplumun tüm katmanlarına yayılmış toplumsal, siyasal ve kültürel travmaların; yine o sosyokültürel kesitten bireylerce belirlenecek bir içerikle onarılmasını, tedavi edilmesini ve bu suretle Türk toplumunun travmalardan ve kızgınlıklardan arınmış, üniter, dayanışmacı, paylaşımcı, kırılganlığı düşük ve iç barışını sağlamış bir yapıya kavuşmasını hedefler. Bu yönüyle özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı ve eşitlikçi bir demokratik süreci sağlamayı amaçlar.
Yeni Parti, ırkçılık, etnik milliyetçilik, köktendincilik ve cinsiyetçiliği reddeder; bireylerin etnik, ideolojik, dilsel, dinsel, kültürel ve cinsel farklılıklarını sahiplenir; çeşitliliğin ve çoğulculuğun toplumsal ve yaşamsal temel olmasını savunur; bireyin kendisini farklı hissetme hakkı ve özgürlüğü olduğuna inanır; bireylerin ve toplulukların farklılıklarını yaşama, koruma, gözetme ve geliştirme hakkını en temel insan hakkı olarak sayar; tekilleştiriciliğe ve bir örnekleştirmeye karşıdır; çeşitliliğin bütünlük içinde korunması ve geliştirilmesi gerektiğini savunur; farklılıkların kendi içinde baskı oluşturucu ve ayrıştırıcı yönelim kazanmasına, bir diğerini asimile etmesine karşı çıkar.
Vicdan özgürlüğünü en temel bireysel haklardan birisi olarak algılar; kamu hizmetlerinin ideolojik, etnik, dini vb. birikimlere ait simge ve sembollerden arınmış biçimde gerçekleştirilmesini öngörür; devletin laik olmasını temel bir gereklilik olarak algılar; kamusal alan tanımının bireyin temel hak ve özgürlüklerinde kısıtlayıcı, daraltıcı, dışlayıcı ve yok sayıcı etkilerle ortaya çıkmaması gerektiğini düşünür; kamu hizmetini gören kişinin laik olması ve buna uygun kamu hizmeti ve görevi ifa etmesi gereğine inanır.
Yeni Parti, temsili ve katılımcı demokrasiyi savunur, yurttaşların karar alma süreçlerine doğrudan etki edebilecekleri demokratik yapıların kurulması ile bunun mümkün olacağına inanır; katılımı ve çoğulcu katılım etiğini önemser; siyasetin toplumun tüm uzaklıklarına kadar yayılmasını ve her toplumsal kesimin kendisini ve beklentilerini özgürce ifade edebilmesini savunur; doğrudan demokratik katılımı en temel olmazsa olmazlarından birisi olarak kabul eder.
Yeni Parti, katı merkeziyetçi, tahakkümcü, hiyerarşik, erkek egemen, lideri ve yöneticileri seçkinleştiren örgütlenme biçimlerini kabul etmez;
üyelerinin tümünün katılımıyla ortaya çıkacak karar mekanizmaları öngörür; yatay ve ağ tipi örgütlenme tarzını toplu katılımın ve birlikte üretmenin sağlanabilmesi ve demokratik karar alma süreçlerinin yaratılabilmesi için vazgeçilmez sayar.
üyelerinin tümünün katılımıyla ortaya çıkacak karar mekanizmaları öngörür; yatay ve ağ tipi örgütlenme tarzını toplu katılımın ve birlikte üretmenin sağlanabilmesi ve demokratik karar alma süreçlerinin yaratılabilmesi için vazgeçilmez sayar.
5. YENİ PARTİ YURTTAŞLIK BİLİNCİNE İNANIR
Yeni Parti, yurtseverliğe ve yurttaşlık bilincine inanır. Bireyin anayasal tanımının oluşturulmasında yurt temelli bir kavramlandırmayı öne çıkarmayı birleştirici ve ortaklaştırıcı bulur; bu tanımlamanın toplumsal barışa katkısını vazgeçilmez sayar. Etnik, dini, kültürel ve tarihsel kimlikleri Türk toplumunun renkleri ve zenginliği olarak görür; bu zenginliğin ayrıştırıcı, ötekileştirici, dışlayıcı, bölücü amaçlarla kullanılmasını reddeder. Irkçı, baskıcı, şiddet yanlısı ve faşist düşüncelerin karşısındadır. Türk toplumunu oluşturan bireylerin eşitlikçi bir “fırsatlar sistematiği” içinde yetişmesini, örgütlenmesini, adalet, sağlık ve sosyal güvenlik hizmetlerinden yararlanmasını bir anayasal gerek haline getirmeyi amaçlar.
6. YENİ PARTİ ULUSALCIDIR
Yeni Parti’nin ulusalcılık algısı milliyetçiliğe değil, yurtseverlik bilincine dayanır; “doğduğu yer ile duygusal bağa sahip olmak” anlamında ele aldığı yurtseverlik, Yeni Parti’nin temel politik belirleyenlerinden birisidir. Buna göre Ulusalcılık, asli belirleyeni “yurt üzerinde birlikte yaşamak” olan “ulus” a ait tüm değerlerin gözetildiği, önemsendiği, geliştirmeye uygun bulunduğu, korunduğu, öne çıkarıldığı siyasal duruşu ifade eder; etnik temele dayanmaz; ayırıcı, farklılaştırıcı, asimile edici, tekleştirici, yutucu değildir. Ulusa ait değerlerin birörnekleştirici ve asimile edici küresel tek kültürün basıncına karşı korunmasını, gözetilmesini önemser; yurt toprakları üzerindeki tüm kültürleri, birikimleri ve farklılıkları sahiplenir, kucaklar; her bireyin ya da topluluğun kendi farklılıklarını yaşamaya ve geliştirmeye hakkı olduğuna inanır ve savunur, etnik milliyetçi yaklaşımları benimsemez, bir kültürün diğerinden üstün olduğu yönündeki baskıcı, ırkçı, etnik, üstünleştirici ve faşist yaklaşımlara karşı durur.
Yeni Parti ulusalcılığı, anayasa ile tanımlanmış ve teminat altına alınmış bir yurttaşlık kavramına dayanır; barışçı, eşitlikçi ve birlikte olma arzusunu geliştirme odaklıdır.
7. YENİ PARTİ YENİLENMECİDİR
Yeni Parti, toplumcu siyaset dinamiklerinin küreselci baskılar karşısında yaşadığı bunalımın, tutucu reflekslerden hareketle kendilerine yeni roller yaratmakta başarısız kalmalarından ve edilgin bir bekleyiş içine girmelerinden kaynaklandığına inanır. Bu eksikliği gidermek yolunda, toplumcu bir politik yenilenmenin yaratılabilmesi için siyaset mekanizmaları ile toplum arasında yeni bir diyalog biçiminin geliştirilmesi gerektiğini iddia eder. Bu yeni diyalog modelinin, “eşitleştirici süreçlerin” öne çıkarılmasından ve desteklenmesinden geçeceğine inanır. Oligarşik bir ağalık biçimine dönüşmüş olan parti, oda ve sendikal yönetişim yapılarını reddeder; katılımda eşitlik ve saydamlığı siyasal örgütlenmeler ve işçi örgütleri açısından vazgeçilmez sayar.
Toplumsal politikalarda öngördüğü bu yeni yapılanma modeli ile YENİ PARTİ, dünyada yaşanmakta olan politik, ekonomik ve kültürel değişimlerin iyi kavranabildiği ve anlamlandırılabildiği ve hatta benimsenebildiği ölçüde başarılı olunabileceğini ve ancak bu suretle ilerici bir politik güç olarak yenilenebilineceğini iddia eder. Bu yenilenmenin gerçekleşmesi sürecinde, yüzyılın en etkili politik unsurları olan sivil toplum hareketleri ile siyasal partiler arasında kurulacak bir yeni işbölümünün önemli yer tuttuğuna inanır. Kadın ve gençlik örgütleri ile çevreci hareketlerin, politik taleplerin oluşturulmasında ve bunların siyasal platformlara taşınmasında, bu suretle de bireyin mutluluğunun arttırılması yolunda beklentilerinin karşılanabilir hale getirilmesinde oldukça önemli olduğunu kabul eder. Bu yöndeki etkileşim ve iletişim süreçlerinin yeni bir politik modelin oluşturulmasında ciddi etkiler yaratacağına inanır.
Yeni Parti, kuracağı bu yeni siyasal modelde, bilişim ve iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmelerin, zaman-mekan yakınlaşmaları ile, bilginin yer değişim ivmesinde artışa ve dolayısıyla sosyo-politik sistematikte hızlı değişimlerin yaşanmasına yol açtığı yönündeki bir ön kabulden hareketle yurtsever perspektiflerin “yenilenmeci” bir refleksle donatılmasının gerekliliğini savunur. Ulusalcı politikaların, küreselleşme karşısında sergilenen içe kapanma, duvarların arkasına çekilme gibi savunma önlemleriyle artık ilke ve argümanlarını korumasının, sürdürmesinin mümkün olmadığına inanır. Bu boyutuyla da klasik sol modellerden kendisini ayırır.
8. YENİ PARTİ DEVRİMCİDİR, DEVLET AYGITININ VE TIKANMIŞ TOPLUMSAL KURUMLARIN YENİLENMESİNİ SAVUNUR
Yeni Parti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm aygıt ve yönetim ilkeleri ile bilinçli bir tıkanmaya doğru itildiğini, bu nedenle de tüm kamu kurum ve anlayışlarının yeniden gözden geçirilmesine ve gerektiğinde de yenilenmesine gereksinim olduğuna inanır; birey-devlet ilişkilerinde seçkinciliği, kayırıcılığı ve ayrıcalıklılığı reddeder; devlet bürokrasisinin belirlenmesinde tarafsız liyakati, yandaş sadakatine tercih eder; yurttaşların kamu hizmetlerinden eşit biçimde yararlanmalarını sağlayan yeni bir hizmet anlayışının oluşturulmasını hedefler; devleti yurttaşı için var olan bir kamu aygıtı olarak görür; iktidarında bir ilk iş olarak yolsuzluklarla mücadele etmeyi asli hedefi olarak sayar; kamu harcamalarının saydamlık ve gereklilik temelinde gerçekleştirilmesini amaçlar.
9. YENİ PARTİ ÖLÇÜLÜ BİR KALKINMACILIĞI VE GERİ KALMIŞ YÖRELERDE KAMUNUN YATIRIM YAPMASINI SAVUNUR
Yeni Parti, Serbest Piyasa ekonomisine karşı olmamakla birlikte, bu ekonomik sistemin insanları birbirine yabancılaştıran, dikey biçimli bağımlılık ilişkilerini yücelten, toplumsal ilişkiler sistemini kastlaştıran, gelirin dağılımında uçurumlar yaratan, insanı ve doğayı sonsuz sömürmeye dayanan aşırı bireyci yaklaşımlarını reddeder. Ekonomi yönetiminin, insan unsurunu ve mutluluğunu merkezine alan, salt veri ve istatistiklere hapsedilmemiş bir süreç olduğuna inanır.
Yeni Parti, Türkiye’nin ekonomik plandaki en temel sorununun “dengesiz ve adaletsiz yoğunlaşmışlık” temelinde ortaya çıktığını savunur; “kalkınmanın yaygınlaştırılamamış” olmasının bu adaletsiz yoğunlaşmayı hızlandırdığını ve toplumsal adaletsizlikleri pekiştirdiğini iddia eder; çözümün geri kalmış yörelerimizde kamu destekli kalkınma planlamalarından geçtiğini bu nedenle de karma bir ekonomik model uygulanmasının Türkiye gerçeklerine denk düştüğünü savunur.
10. YENİ PARTİ, NEO-LİBERAL İŞGAL OLARAK ORTAYA ÇIKAN KÜRESELLEŞME UYGULAMALARINA KARŞIDIR
Yeni Parti, ulusal pazarların ve ulusal değerlerin koşulsuz teslim alınması anlamına gelen neo-liberal küreselleşme sürecine karşıdır; IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslar arası kuruluşların batı kapitalizminin temsilcisi ve basınç araçları gibi davrandıklarına ve tarafsız olmadıklarına inanır ve bu kurumların merkezinden üretilen neoliberal yayılma hedefi ile donatılmış küreselleşme reçetelerine karşı çıkar; bu kuruluşların tüm insanlığın iyiliğini ve mutluluğunu gözetecek biçimde yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunur, bu süreçte ulusal/yerel toplumsal, kültürel, demokratik ve çevresel alternatifler yaratmak için çalışmaya söz verir.
Yeni Parti, eşitlikçi olmayan üstünleştirici uygulamaları ile geniş kitlelerinin sömürülerek yoksullaşmasına yol açan, doğayı ve insanı üretim süreçlerinin ruhsuz araçlarına indirgeyen, ekonomik büyümeyi toplumsal ilerlemenin tek ölçütü olarak varsayan, kâr hırsıyla donanmış üstün bireyliği ve girişimciliği her türlü özgürlüğe yeğ tutan, doğayı, ekosistemi ve insan ilişkilerini maddeci bir körelmişlik içinde sömüren politikaları ile toplumsal barışı, dayanışmayı ve güvenliği yok ederek, sermayenin sınırsız ve ölçüsüz biçimde küreselleşmesini ve ulus-ötesi şirketlerde yığışmasını amaçlayan; buna bağlı bir dünya jandarma hegemonyasını kurmaya çalışan neoliberalizme karşı mücadele vermeyi temel siyasal bilinçlerinden birisi olarak kabul eder.
11. YENİ PARTİ ÇEVRECİDİR, DOĞAL DENGENİN KORUNMASINI SAVUNUR
Yeni Parti, insanın doğanın önemli bir parçası olduğuna bu nedenle de birlikte yaşadığı diğer canlıların yaşama hakkına saygı göstermesi ve doğadaki ekolojik çeşitlilik ile dengeyi gözetmesi gerektiğine inanır; ekolojik dengeyi yok sayan ekonomik ve sosyal sistemlere, üretim, tüketim ve yaşama alışkanlık ve yöntemlerine ve doğadan elde edilen kaynakların sonsuz büyüme saplantısıyla savrukça tüketilmesine, yeniden üretilmesi olanaksız olan kaynakların bilinçsizce tüketilmesine ve doğayı yok oluşa götüren tüm siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel akım ve uygulamalara karşı çıkar; doğayla uyumlu ve ekolojik hassasiyetleri esas alan; kaynakların geri dönüştürülebilirliği temelini önemseyen bir toplumsal sistemin kurulması için, biyolojik saflığı, çeşitliliği ve kendi haline bırakılmışlığı gözeten ve koruyan politikaların geliştirilmesi gerektiğini savunur ve uygular.
http://www.yeniparti.org.tr/?page=partimiz_detay&partimiz_id=2











